Avukat Hakları Grubu tarafından Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu’nun  08.11.2019 tarihli kararına ve Birliğin aynı tarihli Basın Açıklamasına karşı kamuoyunun bilgilendirilmesi gerektiği kanısına varılmıştır.

Şöyle ki; 12 Baro Yönetim Kurulu, TBB’yi Avukatlık Kanunu’nun 115.maddesine göre olağanüstü genel kurula davet etmiş ve bu konuda açık çağrıda bulunmuştur. Kanun açık bir şekilde “Birlik Yönetim Kurulu, gerekli gördüğü hallerde veya en az on baronun yönetim kurulları yazı ile isterse Genel Kurulu olağanüstü toplantıya çağırır.” demektedir. Kanun, net bir şekilde TBB’ye seçimlik bir hak tanımamakta, aksine zorunlu bir görev tevdi etmektedir. 

Ancak kanundaki açık ifadeye rağmen, TBB yönetim kurulu tarafından oyçokluğu ile bu talep reddedilmiş ve ret kararı 08.11.2019 tarihinde TBB internet sitesinden de duyurulmuştur. 

“Bu yol bir kez denenirse…” denilerek, ileride bu yöntemi kullanmayı düşünen başka 10 baronun varlığı halinde ortaya karanlık bir senaryo konulmuş, sonrasında da konu, talepte bulunan baroların kendi siyasi ideolojilerini dayatma ya da kabul ettirme suçlamasına kadar gelmiş ve olağanüstü genel kurulun toplanmasının istenmesinin kamu yararına aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. 

Aynı duyuruda madde madde “kazanımlar” diye bahsedilen sözde! kazanımların da günlük avukatlık pratiğine bir faydası yoktur. Zaten gelmesi zorunlu, kimi AB tarafından dikte ettirilen (KDV indirimi) gibi konuların avukatlara “biz başardık” diye sunulması, avukatlara ödülmüş gibi takdim edilen yeşil pasaportun koşullu ve yürütmenin takdirine bağlı sunulması da izahtan varestedir.

TBB’nin Olağanüstü Genel Kurul çağrısını reddederken bunu “kamu yararı” arkasına saklama çabası ise, davaya verecek cevabı olmayan bir kimsenin komik usul tartışmalarına girmesi gibidir. 

Bilinmesini isteriz ki, konu asla Türkiye Barolar Birliği Başkanının ya da yönetim kurulunun siyasi düşünceleri, günlük siyasi yaklaşım ya da önerileri ile alakalı değildir. Konu tam olarak, TBB Başkanının ve Yönetim Kurulunun zaman içinde yavaş yavaş Avukatları ilgilendiren sorunlardan ve çözüm yollarından uzaklaşması, kendisini başka bir görevin başında görmesi / hayal etmesi ile ilgilidir. Son yıllarda, TBB Başkanı için kullanılan “eksen kayması” ifadesi yerini, “yörüngeden çıkma, uzay boşluğunda kaybolma” tanımlamalarına bırakmıştır. Eksen kayabilir, yörüngeden çıkılabilir, hangi meslek örgütüne başkanlık edildiği dahi unutulabilir, ancak bu açıklamaları / duyuruları avukatların okuduğu ve akıllarının bir köşesinde tutacağı unutulmamalıdır.

12 Baronun seçimli olağanüstü genel kurul çağrısına karşı, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun verdiği ret kararının, Yönetim Kurulunca tekrar değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Kanunda “…ama seçimli olamaz” diye bir ibare ya da şerh olmadığına göre, usul tartışması bitmiştir. O halde en yakın zamanda yapılması gereken Türkiye Barolar Birliği tarafından Olağanüstü Genel Kurul çağrısı yapılmasıdır.

Aksinin, hukukta ve vicdanlarda yeri yoktur. Eksen dahi kayabilir ama hukuk kayamaz, hukukçu buna taraf olamaz. Seçilmeyi bir irade, seçimi ve seçim sonrasını ise bir hamaset olarak görenlerin, tarih önünde vereceği hesap büyük olacaktır.

AVUKAT HAKLARI GRUBU