Avukat Hakları Grubu, İstanbul’dan sonra Ankara Barosu için de mücadelesini sürdürecek.

Avukat Hakları Grubu Ankara’nın resmi web sitesi: https://www.avukathaklariankara.com

Manifesto:

Suyun “tadı”, havanın “kokusu”… Toprağın “rengi” değişti.

Dünün fabrikalarının yerini, AVM’ler. Kışlaların yerini, fitness salonları aldı.

“Biçim” değişti.
Dünün bedel ödenerek kazanılmış haklarının “anlamı” değişti. Artık ya potansiyel birer mülteci ya da müşteriyiz.
“Ruhumuz” değişti.
Bugün sosyal medya aracılığı ile herkes bir siyasi lider, bir pop star. Bireyselliğin kutsanmışlığını yaşıyoruz her gün her saat. Like’larımız/Beğenilerimiz artık birer şükür.
“İnancımız” değişti.

Eşsiz DNA’mız, bugün büyük bir data için sadece bir veri. DNA’larımız artık öngörülebilir bir alışveriş listesi, öngörülebilir bir müzik listesi.
Artık önceden öngörülebilir bir veriyiz sadece.

Teknoloji hayatı değiştirirken hukuk da değişti, bilişimleşti. Neredeyse tüm suçlar, sözleşmeler
hepsi bilişim yoluyla “evrimleşti”, hatta “basitleşti”

Peki Avukatlar? Avukatlık?

Çok değil on yıl önce “sadece” avukattık.
Artık avukat, arabulucu, uzlaştırmacı, bilirkişi, konkordato komiseriyiz. Sabahları duruşmaya girip öğleden sonraları
arabuluculuk görüşmelerine giriyor, akşamları da
bilirkişi raporu tanzim ediyoruz.
Unvanlarımız arttı.
Peki itibarımız?

İş alanlarımız arabuluculara, uzlaştırmacılara, noterlere paylaştırıldı bile. Devamı da yolda. Her gün biraz daha yoksullaştırılıyoruz.

Geçmişin “Usta-Çırak” ilişkisinin bugün “hikayeyi iyi bildiğimiz” başka bir adı var: “Patron-İşçi” Mesleki dayanışmanın yeri bugün emir-talimat ilişkisine dönüştü.

Ücret almanın onursuzluk sayıldığı şaşaalı
Roma günlerinden elde kalan icra dairelerinde cinnet geçirmeye ramak kalan bizler…

Barolar ise fikir üretemez hale gelmiş, vasatı övme noktasında sıkışmışlardır.

Neoputperestler/Barocular yeni erdemler icat ededursun, avukatlar Bağkur primi ile kira arasında sıkışmış durumdadır.

Hukuk ve staj eğitimleri ise bilimsel ve felsefi açıdan iflas etmiş; gerici ve köhne klişeler yumağı haline gelmiştir.

Meslek, hukuk ölmek üzeredir. BIÇAK KEMİKTE!

Herkesin kalıtım yoluyla edindiği yalın bilgeliğe sesleniyoruz.

Vasıfsızlığın sıradanlığında cehaletini bir zafer nişanı gibi
göstere göstere gururla taşıyan silik çaresizlikledir, mücadelemiz. Bilin.

Sözün bittiği yerden “bu hukuk devletinin sonu” diyenler, Didem Yaylalı “katledildiğinde” hukuk bitti. Söz bitti. Anlayın.

Bugünü yaratanlara, on yıldır baroculuk yapanlara sesleniyoruz. Kaç yargı paketi bir hukuk devleti eder?

Artık söz bitmiştir.

Biz;
Çoklu baro yasasına karşı adliyenin önünde
sabahın ilk ışıklarını gören gözlerimiz,
Gezi’de yere düşen eylemciyi ayağa kaldıran ellerimizle. Biz…
Cübbesinden başka hiçbir şeyi olmayan
Avukat Hakları Grubu olarak, biz.
Düşlerine kavga,
Cüretinin kaynağına iddia olacak biz.
İcra dairelerinde asansör ile merdivenin arasında sıkışan biz.

Hayatın, doğanın, kadının…
Şu veya bu şekilde kenarda kalmış, ötekileştirilmiş herkesin avukatı olan bizler,

Bugünden yarına… Yarından düne… Ne varsa avukatlığa dair…
Hepsine talibiz…

BIÇAK KEMİKTE!