Raporlaştıranlar: Av.Oğuzhan ASLAN, Av.Müge ÇETİN

            Avukat Hakları Grubu (AHG) İzmir’den Av. Oğuzhan Aslan ve Av. Müge Çetin moderatörlüğünde gerçekleşen ve Clubhouse’ta yapılan Söz Bizde programında, avukatlık hizmetlerinin ifasıyla ilgili vergisel yükümlülüklerden kaynaklanan sorunlar ve çözüm önerileri masaya yatırılmış, meslektaşlarımızın ilettiği sorunlar rapora bağlanmıştır. İşbu Rapor, ilgili tüm kurum ve kişilere gönderilmiştir/gönderilecektir.

1.) Birçok hukuk fakültesinde vergi hukuku derslerinin yeterli olmadığı belirtildi. Bu hukuk dalı, hukukçular için cazibe alanı olmaktan uzak olduğu gibi, birçok hukukçu mezun olurken, temel düzeyde dahi vergi hukuku bilgisi elde edemiyor. Bu durum, meslek hayatına geçiş sonrasında vergi yükümlülüğüne ve uygulamadan kaynaklanan konulara yabancılaşma sorunu yarattığı gibi, devam eden süreçteki sorunların da başlangıç noktasını oluşturuyor. Hâl böyle iken hukuk fakültelerinin ilgili kürsülerinin müfredatlarını gözden geçirmesi ve daha verimli dersler icra etmesi gerektiği noktasında görüş beyan edilmiştir.

2.) Staj Eğitim Merkezi olan Barolarda avukatlık gelirlerinin vergilendirilmesi, serbest meslek makbuzu düzenlenmesi, muhasebe kayıtlarının tutulması, avukatlık muhasebesi, mükellef olmaktan kaynaklanan şekli ödevler gibi konularda eğitim verilmemektedir. Staj Eğitim Merkezi olmayan Barolarda ise Türkiye Barolar Birliği, Baroları bu alanda yeteri düzeyde desteklememektedir. Stajyer avukatlar vergilendirmeyle ilgili olarak, staj yaptıkları bürolarda da yeterli formasyonu alamıyor. Bu durum, avukatlık bürosu muhasebesinin gerektiği gibi yapılamaması ve mükellef olduktan sonra vergi yükümlülüğünden kaynaklanan birçok ödevin gereği gibi yerine getirilmemesine mahal veriyor. Baroların bu noktada, avukatlık gelirlerinin vergilendirilmesiyle ilgili olarak Staj Eğitim Merkezlerinin dersleri arasına ek bir ders daha koyması ve stajyer avukatları bu konuda yetiştirmesi, Staj Eğitim Merkezi olmayan Barolarda ise en azından meslek içi eğitim semineri şeklinde programların hayata geçirilmesi gerektiğiyle ilgili görüş birliği oluşmuştur.

3.) Staj döneminin bitmesinden sonra kendi bürosunu açarak mesleğini ifa etmek isteyen avukatlar, büro açma süreçleri konusunda Barolar tarafından yeterli düzeyde yönlendirilmiyor. Büro açılışında dikkat edilmesi gereken hususlar, vergi mükellefiyetinin nasıl açılacağı, vergisel yükümlülüklerin ve tutulması gerekli zorunlu kayıtların neler olduğu, avukatlık bürosu muhasebesinin nasıl olması gerektiği gibi temel konularda dahi olsa Barolar, avukatların sorularına cevap vermiyor. Öyle ki ilk defa mükellef olacak avukatlar, kendilerine tanınan teşviklerden ve avantajlardan dahi habersiz. Bu sebeple Türkiye Barolar Birliği öncülüğünde Baroların, mesleğe yeni başlayacak ve ilk defa mükellef olacak avukatları yönlendirecek kılavuzlar hazırlaması gerektiği noktasında görüş birliği oluşmuştur.

4.) Bir kısım avukatlık hizmetleri bakımından KDV oranı %8’e düşürüldüğü halde [1] bu durum, avukatın üzerindeki KDV yükünü azaltmış değil. Avukatlık hizmetleri için belirlenen genel KDV oranının %18 olması, KDV’nin çoğu kez müvekkile yansıtılmasının olanaklı olmaması, çok daha yüksek kâr marjı olan teslim ve hizmetlerde bile çok düşük KDV oranları belirlenmesinin doğurduğu adaletsizlik, karşı yan ve icra vekalet ücretlerinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde KDV dahil olarak belirlenmesi, avukatın mali gücünü zorlayan sonuçların ortaya çıkmasına sebep veriyor. Bu sebeple Türkiye Barolar Birliği ve Baroların, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı nezdinde girişimlerde bulunarak, avukatlık hizmetlerindeki KDV oranlarının düşürülmesi noktasında etkili girişimlerde bulunmaları gerektiği noktasında ağırlık görüş oluşmuştur.

5.) Serbest meslek erbabı olan avukatın katlandığı ve mesleğin ifası için zorunlu olan birçok ödeme, Gelir İdaresi Başkanlığı ve Vergi Dairesi Başkanlıkları tarafından yayınlanan özelgeler sebebiyle gelir vergisi matrahının belirlenmesinde gider olarak kabul edilmiyor. Avukatın takım elbise, ayakkabı, döpiyes, çanta, kravat gibi mesleğini ifa etmeye özgülediği dış giyim harcamalarının ve aynı şekilde yıkama, kuru temizleme, ütüleme harcamalarının gider olarak kabul edilmemesi, zaten resmi olarak çok sınırlı gideri olan avukatların vergi yükünü dolaylı da olsa artırıyor. Birçok Avrupa ülkesinde ve ABD’de, yıllık belli sayıda kıyafetin avukat tarafından giderleştirilebileceği kabul edilmesine karşın, Türkiye’de sadece avukatın cübbe için katlandığı bedelin gider yapılmasına cevaz veriliyor. Bu sebeple Türkiye Barolar Birliği ve Baroların konsensüs sağlayarak Hazine ve Maliye Bakanlığı nezdinde gerekli girişimlerde bulunmaları, konunun Adalet Bakanlığı nezdinde de dile getirilmesi gerektiği, dış giyim harcamalarının tamamının gider olarak kabul edilmesiyle ilgili mevzuat düzenlemesi yapılması için lobi çalışması yapılmasına ihtiyaç olduğu, en azından yıllık belli sayıda veya belirli bir tutara kadar dış giyim harcamasının giderleştirilebilmesi için ilgili mercilerden karar aldırma çalışmalarının yapılması noktasında görüş beyan edilmiştir.

6.) Birçok meslek odasında, ifa edilen hizmetler bakımından belirlenen Asgari Tarifelerde KDV hariç olduğu halde, Türkiye Barolar Birliği tarafından her yıl Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe sokulan Avukatlık Asgari Ücret Tarifelerinde KDV’nin hariç olduğuyla ilgili düzenleme yapılmıyor. KDV, yapısı gereği yansıtılabilir bir vergi olmasına karşın, Tarife’deki bu eksiklik, bilhassa karşı yan ve icra vekalet ücretlerinden alınan tutarlarda avukatın, müvekkiline yansıtamadığı bir KDV’yi ödemekle karşı karşıya kalması sonucunu doğuruyor. Bu sebeple tüm Baroların, her yıl yayınladıkları tavsiye mahiyetindeki ücretlerde KDV’yi hariç tutması, Türkiye Barolar Birliği’nin de Asgari Ücret Tarifesi’ni hazırlarken KDV’nin hariç tutulduğunu yazılı olarak belirtmesi gerektiği noktasında görüş birliği oluşmuştur.

7.) Birçok baroda idare ve vergi hukuku komisyonu bulunmuyor. Komisyon olan Barolarda ise bu komisyonlar işlevsel değil. Bilhassa avukatların vergisel sorunlarının çözümüne dayalı faaliyetler icra edilmediği gibi, meslek içi eğitimler de söz konusu komisyonlar tarafından tertip edilmiyor. Hemen tüm Barolarda bu denli önemli bir konuda meslek içi eğitim tertip edilmiyor veya çok az sayıda oluyor. Ayrıca ilgili komisyonların, avukatların vergisel sorularına dönük cevap mercii olması beklenirken, söz konusu komisyonlardan avukatlar sorularına cevap alamıyor. Öyle ki 2019-2020 yıllarında yoğun ve yaygın olarak gerçekleştirilen sektörel vergi incelemeleri sırasında avukatlar Barolarca yalnız bırakıldı. Barolardan bilgi almak isteyen avukatlar ise bu konuda kendilerine yardımcı olabilecek bir muhatap bulamadıkları gibi, mali müşavirlere veya yeminli mali müşavirlere yönlendirildi. Gerek avukatların meslek içi faaliyetlerini tertip edecek, gerek avukatların vergisel sorunlarında anında dönüş sağlayacak, gerekse vergi incelemesi gibi süreçlerde Baro adına avukata destek verecek işlevsellikte komisyonların harekete geçirilmesi veya barolar içinde sürekli görev yapacak ve sorulara cevap verebilecek bir vergi danışmanının bulundurulması gerekmekte olup bu durumun Baroların dikkatine sunulması gerektiği noktasında tavsiye kararı alınmıştır.

8.) Serbest meslek erbabı olan gelir vergisi mükellefi avukatın tahsilat esasına tabi olması, serbest meslek makbuzunun da Vergi Usul Kanunu’nun 236. maddesi uyarınca tahsilat anında düzenlenmesi gerektiği halde, KDV açısından belirlenen tahakkuk esası, avukatın, vekalet ücreti tahsil etmediği durumlarda bile KDV ödeme yükümlülüğü ile karşı karşıya kalmasına sebep oluyor. 2019-2020 yılları arasında yoğun olarak gerçekleştirilen ve yüzlerce avukatın alındığı vergi incelemelerinde, kesinleşen ve hizmetin verildiği kabul edilen dosyalarda, avukatlar, vekalet ücreti tahsil etmedikleri halde, vergi ziyaı cezalı KDV tarhiyatlarıyla karşı karşıya kaldı. Bu sebeple Türkiye Barolar Birliği ve Baroların, serbest meslek faaliyetlerinde KDV yükümlülüğünde de tıpkı gelir vergisinde olduğu gibi tahsilat esasının hayata geçirilmesi için gerekli olan yasal düzenlemeyle ilgili etkili lobi çalışması yapması gerektiği noktasında görüş birliği oluşmuştur.

9.) Avukatlık bürolarının yerlerinin belirli olması için asılan ve Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği ile sınırları belirlenen tabelalardan Belediyelerce alınan reklam ve ilan vergileri, reklam yasağı nedeniyle reklam yapması mümkün olmayan avukattan alınan haksız bir vergidir. Bu noktada eczacılar gibi birtakım serbest meslek erbabına yargı kararları veya sair suretlerle tanınan muafiyetlerin, avukatlara da getirilmesi gerekmektedir. Bu sebeple Barolar ve Türkiye Barolar Birliği’nin, avukatlık bürolarına ait tabelaların vergi istisnasından yararlanması için gerekli girişimlerde bulunmaları gerektiğiyle ilgili görüş beyan edilmiştir.

10.) Bazı avukatlarca Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin altında iş alınması, hatta yargılama harç ve masraflarına bile bu avukatların katılmaları, bilhassa mesleğe yeni başlayan avukatların, kötü uygulamalara sebebiyet veren meslektaşlarıyla rekabet etmesini zorlaştırıyor. Zaten ağır vergisel sonuçlarla karşı karşıya olan avukatlar, bazı meslektaşlarının kötü uygulamaları yüzünden iş elde etmekte güçlük çekiyor. Bu sebeple Türkiye Barolar Birliği ve Barolarda, bazı meslek mensuplarının meslek odalarında olduğu gibi Haksız Rekabet Kurullarının kurulması, reklam yasağı ihlalleri ile etkili mücadele edilmesi, asgari tarife altında çalışma ve masraflara avukatın katlanması gibi uygulamaların son bulması için avukatlara uyarıcı mahiyette yazılar gönderilmesi ve devam ettirenler hakkında disiplin hükümlerinin, ihbar veya şikayete gerek kalmaksızın işletilmesi gerektiğiyle ilgili ağırlık görüş oluşmuştur.

11.) CMK ve Adli Yardım görevlendirmelerinde ödenen tutarlar üzerinden KDV ödenmesi, zaten çok cüzi olarak yapılan ödemelerin bir de vergi yoluyla daha da azalmasına ve avukatın kendi yaşamını idame ettirebilecek tutarlar olmaktan çıkmasına yol açıyor. Kaldı ki KDV, hizmet verilmesi durumunda tahakkuk edip ödenmesi gereken bir vergi olup, CMK ve adli yardım görevlendirmelerinde kural olarak hizmet verilmemekte, kamu hizmeti ifa edilmektedir. İfa edilen kamu hizmetinin KDV’ye tabi tutulması, KDV’nin genel yapısına da aykırıdır. Bu sebeple CMK ve adli yardım görevlendirmelerinde KDV’nin tamamen kaldırılması/sıfıra indirilmesi ve/veya en azından %1 gibi cüzi tutarlara çekilmesi için ilgili kişi ve kurumlara Türkiye Barolar Birliği ve Baroların başvuruda bulunmaları gerektiği noktasında görüş birliği oluşmuştur.

12.) İşveren avukatların işçi (bağlı çalışan) avukat çalıştırmaları durumunda katlandıkları vergiler ve sigorta primlerinin yüksek olması, avukatların daha fazla istihdam yaratmalarının önüne geçmektedir. Sigorta primlerini düzenli ödeyenlere %5 indirim gibi kısmi birtakım teşvikler olmasına karşın, ücret gelirleri üzerinden doğan vergiler, beyan zorunluluğu, beyannameye bağlı olarak çıkan damga vergisi, sigorta prim muafiyeti gibi haklardan yararlandırılmamak, işveren avukatı, işçi (bağlı çalışan) avukat istihdam etmekten alıkoyuyor. Bu durumun doğal bir yansıması olarak da işsiz avukat sayılarında da ciddi artışlar yaşanıyor. İşveren avukatların bu mali yüklerden arınmaları durumunda, daha fazla avukat istihdam etme olanağı bulacağı ise kabul gören ağırlık görüştür. Bu sebeple, avukat olduktan sonra işçi (bağlı çalışan) avukatın en azından ilk 3 sene için ücret gelirleri bakımından vergiden muaf tutulması, sigorta prim teşviklerinin artırılması, işçi (bağlı çalışan) avukat istihdam ettikçe işveren avukatların teşvik ve desteklerinin artırılması için Türkiye Barolar Birliği ve Baroların, ilgili mercilere başvuruda bulunmaları ve lobi çalışması yapması gerektiği noktasında ağırlık görüş oluşmuştur.

13.) Avukatlar kendi defterini tutma ve beyannamelerini verme hakkına sahip olduğu, bir serbest muhasebeci mali müşavir olmadan da bunları tutmasına yasal olarak cevaz verildiği halde birçok avukat, nasıl defter tutacağını ve nasıl beyannamesini vereceğini bilmediği için bu hakkını kullanamıyor. Hatta birçok avukat, serbest meslek makbuzlarında olması gereken brüt ücret, net ücret, stopaj hesaplamasını dahi yanlış yapmaktadır. Bilhassa mesleğe yeni başlayan, gelirleri çok sınırlı olan, CMK ve adli yardım görevlendirmeleriyle yaşamını idame ettirmeye çalışan genç avukatlar için mali müşavirlere yapılan ödemeler ek külfet yaratıyor. Bu sebeple Baroların, kendi bünyelerinde tertip edecekleri meslek içi eğitim çalışmalarıyla ve avukatlara özel muhasebe ve beyanname hazırlama yazılımlarının devreye alınmasıyla, avukatlara bu konuda katkıda bulunmaları gerektiğiyle ilgili görüş beyan edilmiştir.

14.) Avukatların şirketleşme yasağı, birtakım vergisel avantajlardan yararlanmanın önünde engel oluşturuyor. Avukatlık ortaklıkları bile Kanun gereğince tüzel kişi kabul edilmesine karşın adi ortaklıklara ilişkin hükümlere göre vergilendirildiği için ciddi bir avantaj sağlamıyor. Reklam yasağını ilga edecek ve rekabet koşullarını güçleştirecek uygulamaların doğabileceği endişesi taşınmakla birlikte, avukatlık şirketlerinin önündeki yasal engelin kalkması gerektiği noktasında ağırlık görüş oluşmuştur. Bunun mümkün olmaması durumunda, en azından avukatlık ortaklıklarda, gelir vergileri bakımından, tıpkı kurumlarda (şirketlerde) olduğu gibi sabit oranlı vergilendirmeye gidilmesi için yasal mevzuat değişikliğine gidilebileceği değerlendirilmiş olup, Türkiye Barolar Birliği ve Baroların, ilgili kurum ve kuruluşlar nezdinde bu konuyu gündeme getirmeleri gerektiği değerlendirilmiştir.

[1] Aile mahkemeleri, tüketici mahkemeleri ve çocuk mahkemelerinin görev alanına giren davalar ve işler; vesayet davaları ve işleri; bu davalara bağlı kanun yolları; iş uyuşmazlıklarında dava şartı olarak arabuluculuk ile bunlara bağlı ilamlı icra takipleri kapsamında verilen avukatlık hizmetlerinde KDV oranı %8’dir. Diğer avukatlık hizmetleri bakımından KDV oranı %18’dir.