Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye Ek Başvuru Usulüne İlişkin İhtiyari Protokol Kapsamında, 63/2018 Sayılı Başvuruya İlişkin Komite Tarafından Kabul Edilen Görüşler

Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye Ek Başvuru Usulüne İlişkin İhtiyari Protokol Kapsamında, 63/2018 Sayılı Başvuru’nun resmi olmayan çevirisi Avukat Hakları Grubu Çocuk Hakları Merkez üyeleri Av. Tuğçe Balaç& Av. Kardelen Ateşci tarafından yapılmıştır. Komite bu karar ile, çocuğun üstün yararı, geçici tedbirler, kimlik hakkı, çocuğun dinlenilme hakkı ve çocuk kabul edilebilme hakkını incelemiştir. Komite başvuru ile, reşit olmadığını iddia eden başvurucuya uygulanan yaş belirleme prosedürünün önemine vurgu yaparak Taraf Devletin, başvurucuya haklarının ihlali nedeniyle etkili bir tazminat ödemesi gerektiği kanaatindedir. Ek olarak, Taraf Devletin gelecekte benzer ihlalleri önlemekle yükümlü olduğunu belirterek alması gereken önlemleri kaydetmiştir.


Kararın İngilizce metni için tıklayınız.

ÇOCUK HAKLARI KOMİTESİ

Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye Ek Başvuru Usulüne İlişkin İhtiyari Protokol Kapsamında, 63/2018 Sayılı Başvuruya İlişkin Komite Tarafından Kabul Edilen Görüşler *, ** [1]

Başvurucu: C.O.C (Avukat Vanessa Hernández Delgado tarafından temsil edilmiştir.)

Mağdur Olduğu İddia Edilen Kişi: Başvuran

Taraf Devlet: İspanya

Başvuru Tarihi: 28 Kasım 2018

Görüşlerin Kabul Tarihi:29 Ocak 2021

Başvuru Konusu: Refakatsiz bir küçüğün yaşının belirlenmesi

Usule İlişkin Konular: İç hukuk yollarının tüketilmemesi, kişi  bakımından uygulamada uyumsuzluk, şikayetin ispatlanamaması

Sözleşme Maddeleri: 3, 8 ,18 (2), 20 (1), 27 ve 29

İhtiyari Protokol Maddeleri: 6 ve 7 (c), (e) ve (f)

  1. Başvurucu, 2 Şubat 2001 doğumlu Gambiya vatandaşı olan C.O.C’dir.  Sözleşmenin 3,8,18 (2), 20, 27 ve 29. maddelerinin ihlal edilmesi sebebiyle mağdur olduğunu iddia etmektedir.  İhtiyari Protokol Taraf Devlet’te 14 Nisan 2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Komite ek olarak, başvurucunun açıkça belirtmemesine rağmen, kendisinin sözleşmenin 12. Maddesinin ihlalinin mağduru olduğunu da ileri sürdüğünü kaydetmiştir.
  1.  İhtiyari Protokolün 6. maddesi uyarınca, 3 Aralık 2018 tarihinde, Komite adına hareket eden iletişim çalışma grubu, Taraf Devletten, geçici bir tedbir almasını – şöyle ki, başvurucunun davasının Komite tarafından değerlendirilmesine kadar başvurucunun sınır dışı edilmesine ilişkin emrinicrasının durudurulması -ve  çocuğu bir çocuk koruma merkezine transfer edilmesini talep etmiştir.

Başvurucu Tarafından Sunulduğu Şekliyle Olaylar

2.1 28 Ekim 2018’de Deniz Güvenliği ve Kurtarma Ajansı, Ulusal Polis ile işbirliği içinde, başvurucuyu küçük bir tekneyle söz konusu Taraf Devlete girmeye çalışırken gözaltına almıştır. Başvurucu, herhangi bir belge taşımamasına rağmen reşit olmadığını iddia etmiştir. Başvurucu, aynı gün içerisinde Tenerife adasının güneyindeki Playa de las Américas’daki Ulusal Polis karakolunun ek binasına götürülmüştür.

2.2 31 Ekim 2018 tarihinde, başvurucuya Santa Cruz de Tenerife Eyalet Başsavcılığı’nın tıbbi testlere dayanarak yetişkin olduğunu bildiren ve dava dosyasında hiçbir kanıtı sunulmamış bir kararname tebliğ edilmiştir. Başvurucu, tıbbi testlerin sonuçlarından haberdar edilmediğini iddia etmektedir. 2 Kasım 2018’de, başvurucu, Santa Cruz de Tenerife Hükümet Alt Delegasyonu Göçmen Bürosu tarafından çıkartılması için bir emir verildiği konusunda bilgilendirildi. 3 Kasım 2018’de Arona 4 No.’lu  Soruşturma Mahkemesi, başvurucunun Haya Fria göçmen alıkoyma merkezine yerleştirilmesine karar vermiştir. Ancak, başvurucu, tutulduğu Playa de las Américas’daki Ulusal Polis karakolunun ek binasında 16 Kasım tarihine kadar tutulmaya devam edilmiştir.

2.3 8 Kasım 2018’de, başvurucu çıkarılma kararına itiraz etmiştir. Dava dosyasında hiçbir kaydı olmayan testlere atıfta bulunulduğu ve bunların gerçekleştiği tarihin belirtilmediği için, Savcılığın kendisini yetişkin olarak ilan eden kararının hiçbir dayanağı olmadığını iddia etmiştir. Başvurunun teslim edildiği tarih itibariyle, başvurucu itirazına herhangi bir yanıt alamamıştır.

2.4 Ayrıca 8 Kasım’da, başvurucunun avukatı, başvurucu ve diğer yedi reşit olmayan çocuk üzerinde yapıldığı iddia edilen tıbbi testlerin sonuçlarını almak için Santa Cruz de Tenerife Eyalet Savcılığına gitmiştir çünkü bu sonuçlar ilgili dava dosyalarına dahil edilmemiştir. Küçüklerin savcısı, sekiz davadan biri hariç tümünde bu kanıtı vermeyi reddetmiştir. Avukatın erişebildiği rapora göre, reşit olmayanlara yapılan tek test, Greulich ve Pyle atlası kullanılarak kemik yaşı değerlendirmesi için çekilen bir bilek röntgeni ve tıbbi muayene şeklindedir. Başvurucu, bu testlerin kendi rızası veya tercümanı olmadan yapıldığını, yaş belirleme sürecinde uzmanlaşmış bir profesyonelin yanında bulunmadığını ve işlem sırasında bir avukattan yardım almadığını iddia etmektedir. Ek olarak, Savcılığın yetişkin olduğunu ilan eden kararnamesinde, Mincer yöntemine uygun olarak, bilgilendirilmiş onayı ile diş panoramik radyografisi çekildiğini belirtmektedir, ancak başvuran, gerekli ekipmanın kullanım dışı olduğu için bu radyografinin çekilmediğini iddia etmektedir.

Şikayet

3.1 Başvurucu, Taraf Devletin şüphe veya belirsizlik durumunda çocuk olarak kabul edilme hakkına saygı göstermediğini ve bu nedenle kendi çıkarlarına aykırı davrandığını ve Sözleşme’nin 3. maddesini ihlal ettiğini ileri sürmektedir.[2] Bu ihlal, başvurucunun yetişkinler için bir gözaltı merkezine yerleştirilmesinin ve menşe ülkesine geri dönmesinin emredilmesinin bir sonucu olarak telafisi mümkün olmayan zarar görme riskiyle daha da bariz hale gelmektedir. Başvurucu, refakatsiz çocukların yaşını değerlendirirken çocuğun üstün yararına hareket etmenin ne anlama geldiğini belirlemek için kendi topraklarında tek tip bir sürecin bulunmamasına ilişkin endişelerini dile getirerek Taraf Devletle ilgili olarak kabul edilen sonuç gözlemlerine atıfta bulunmaktadır. [3] Başvurucu, bu sonuç gözlemlerinde, Komite’nin, Kanarya Adaları’ndaki acil durum merkezlerinde, özellikle de Tenerife’deki La Esperanza’daki merkezlerde, standartların altında konaklama koşulları ve ihmal konusundaki endişelerini dile getirdiğine dikkat çekmektedir. [4] Buna ek olarak, başvuran, Taraf Devlette kullanılan yaş tahmin yöntemlerinin, özellikle de kendi davasında kullanılanların, geniş bir hata payına sahip olduğu iddiasını desteklemek için çeşitli çalışmalara atıfta bulunmaktadır, çünkü bunları destekleyen çalışmalar çok sayıda farklı ırksal ve sosyoekonomik özelliklere dayanmaktadır.

3.2 Başvuru sahibi ayrıca, refakatsiz bir çocuk olarak çıkarlarını korumak için bir vasi atanmaması nedeniyle, 18 (2) maddesi ile birlikte okunduğunda, Sözleşme’nin 3. maddesi kapsamındaki haklarının ihlal edildiğini iddia etmektedir, önemli bir usulü güvencedir.[5] Buna ek olarak, 20 (1). madde ile birlikte okunduğunda, 3. maddenin 2. fıkrası kapsamındaki haklarının, savunmasız ve son derece hassas olmasına rağmen, Taraf Devletin kendisine koruma sağlayamamasının bir sonucu olarak ihlal edildiğini iddie etmektedir. Başvuran, çocuğun üstün yararının yabancı uyruklularla ilgili kamu düzeni endişelerinin önüne geçmesi gerektiğini ve Taraf Devletin, çocukların uygun bir şekilde korunması için uygun yasal ve idari önlemleri alma yükümlülüğü olduğunu, böylece vasi atanmamasından kaynaklanan sıkıntılı bir durumda bırakılmayacaklarını ileri sürmektedir.[6]

3.3 Buna ek olarak, başvurucu, yaşın bir kişinin kimliğinin temel bir unsuru olduğunu ve Taraf Devletin buna müdahale etmeme yükümlülüğü olduğunu, bu sebeple Taraf Devletin sözleşmenin 8. maddesinde yer alan bir kimlik hakkını ihlal ettiğini ileri sürmektedir. Ayrıca, Taraf Devletin yükümlülüğü, başvuranın kimliğine ilişkin mevcut her türlü bilgiyi koruma ve elde etme görevini de içermektedir.

3.4 Başvurucu aynı şekilde Sözleşme’nin 27. ve 29. maddeleri kapsamındaki haklarının ihlalinin mağduru olduğunu iddia etmektedir, çünkü tam anlamıyla gelişimi engellenmiştir. Başvurucu, kendisine rehberlik edecek bir vasisinin olmamasının, yaşına uygun bir şekilde gelişmesini engellediğine inanmaktadır.[7]

3.5 Başvuru sahibi ayrıca, Taraf Devletten koruma almadığı için Sözleşme’nin 20. maddesi kapsamındaki haklarının ihlal edildiğini iddia etmektedir. Bu hakkın çocuğun koşulları, yaşı ve etnik, kültürel ve dilsel geçmişi ışığında yorumlanması gerektiğine ilişkin 6 No’lu Genel Yoruma (2005) atıfta bulunmaktadır.

3.6 Başvuran aşağıdaki olası çözümleri önermektedir:

  • Taraf Devletin, yapılan tıbbi testler temelinde yaşının tespit edilmesinin imkansız olduğunu kabul etmesi;
  • Kendisini etkileyen herhangi bir kararın kendisine bildirilmesi;
  • Cumhuriyet Başsavcılığınca çıkarılan yaş tespit kararlarına karşı yargı mercilerine itiraz imkânı tanınmalıdır.
  • Kendisine derhal bir temsilci atanmasını
  • Devlet koruması alma, yasal bir temsilciye sahip olma, eğitim alma ve bir kişi olarak tam olarak gelişmesine ve bütünleşmesine izin vermek için oturma ve çalışma izni alma hakları da dahil olmak üzere, bir reşit olmayan olarak tüm haklarının tanınması ve topluma kaynaşmasına izin vermek.

Taraf Devletin Kabul Edilebilirlik ve Esasa İlişkin Görüşleri

Olayların Açıklaması

4.1 Taraf Devlet, başvurunun kabul edilebilirliği ve esasına ilişkin 1 Mart 2019 tarihli gözlemlerinde, ilgili olgularla kendi sunumunu yapmıştır. Taraf Devlete göre, 28 Ekim 2018’de başvurucu, Santa Cruz de Tenerife kıyılarında Sahra Altı Afrika kökenli diğer 72 kişiyle birlikte küçük bir tekneye gelmiştir. Aynı gün, Ulusal Polise bağlı yerel göçmenlik ve sınırlar tugayı refakatsiz çocuklarla ilgili protokolü devreye sokmuştur. 29 Ekim 2018’de Santa Cruz de Tenerife Eyalet Yüksek Mahkemesi’nin Küçükler için Savcılığı, başvuranın yaşını belirlemek için testler yapılmasına izin vermiştir.

4.2 31 Ekim 2018’de Küçükler için Savcılık 24/2018 sayılı kararnamede başvuranın reşit olma yaşına ulaştığını belirtmiştir. Aynı gün Tenerife Sur polis karakolunda Santa Cruz de Tenerife Hükümet Alt Delegasyonu’nun kararına istinaden 4/Sayılı Kanun’un 53 (8) (b) maddesinin 4/2000 Numaralı İspanyol topraklarına yasadışı giriş davranışına dayanılarak sınır dışı etme işlemleri başlatılmıştır. Başvurucuya 2 Kasım 2018 tarihinde işlemler hakkında bilgi verilmiştir.

4.3 3 Kasım 2018’de Arona 4 No’lu Soruşturma Mahkemesi, başvurucunun göçmen tutma merkezine yerleştirilmesine izin vermiştir. 5 Kasım’da, başvurucu, Hoya Fría göçmen tutma merkezinin dolu olması nedeniyle geçici olarak Tenerife Sur polis karakoluna bağlı göçmenler için kısa süreli konaklama merkezine kabul edilmiştir.

4.4 16 Kasım 2018’de başvurucu, Hoya Fría merkezine kabul edilmiştir. 7 Aralık 2018’de, hakkında yazılı delil elde etmenin imkânsız olduğu gerekçesiyle serbest bırakılmış ve Tenerife’deki Kızıl Haç’a sevk edilmiştir. Taraf Devlet, Ulusal Polisin şu anda başvuranın nerede olduğundan habersiz olduğunu iddia etmektedir.

Kabul Edilemezlik İddiası

4.5 Taraf Devlet, başvurucunun en az 18 yaşında olduğunu gösteren tıbbi kanıtlar ve adli tıp doktorları tarafından hazırlanan özel bir raporla kanıtlandığı üzere, başvurucunun yetişkin olması nedeniyle başvurunun kişi bakımından kabul edilemez olduğunu iddia etmektedir.[8]

4.6 Taraf Devlet ayrıca başvurucunun mevcut tüm iç hukuk yollarını tüketmediği için İhtiyari Protokol’ün 7 (e) maddesi uyarınca başvurunun kabul edilemez olduğunu ileri sürmektedir.[9] Başvuran şunları yapabilirdi: (a) Cumhuriyet Savcılığından reşit olmadığını kanıtlamak için ek tıbbi testler yapmasını talep edebilirdi; (b) Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 780. maddesinde belirtilen usule uygun olarak, özerk topluluk yetkilileri tarafından reşit olduğuna dair herhangi bir bulgunun gözden geçirilmesi için tutulduğu yerdeki yargı yetkisine sahip hukuk mahkemesine dilekçe verebilirdi; (c) sınır dışı etme emrine idari mahkemelerde itiraz edebilirdi; ve (d) Çekişmesiz Yargılama Yasası (15/2015) uyarınca hukuk mahkemelerinde yaş tespiti için çekişmeli olmayan davalar başlatabilirdi.

Esasa İlişkin Açıklamalar

4.7 Taraf Devlet, başvurunun kabul edilebilir bulunması halinde bile, Komite’nin müdahale etmesi için herhangi bir somut gerekçe bulunmadığını iddia etmektedir. İlk olarak, Taraf Devlet, hukukun üstünlüğünü, vatandaş haklarını ve kamu yararını savunmakla görevli kurum olduğu için, makul şüphe durumlarında Cumhuriyet Savcılığının kanun kapsamında korunan yaş tayininden sorumlu olduğu iç mevzuata atıfta bulunmaktadır. Mevcut sistemde, kişinin yaşının tespit edilemediği durumlarda temel ilke, yaşı belirlenene kadar reşit sayılmasıdır. Eşzamanlı olarak, kişinin önceden bilgilendirilmiş olması ve onuruna saygı duyularak yaşını belirlemek için nesnel tıbbi testler yapılmaktadır. [10]

4.8 İkinci olarak, Taraf Devlet, Sözleşme’nin 3. maddesinde yer alan çocuğun üstün yararı ilkesinin, başvurucunun yetişkin olmasından dolayı ihlal edilmediğini iddia etmektedir. Taraf Devlet, kişilerin yetişkin oldukları aşikar olduğunda değil, yalnızca yaşları konusunda “şüphe olduğunda” çocuk sayılması gerektiğini belirtmektedir. Taraf Devlet, İspanyol yetkililerin, bilgilendirilmiş rızasıyla başvuru sahibine yaşını belirlemek için objektif tıbbi testlerden geçme fırsatı verdiğini ve sonuçların onun bir yetişkin olduğunu açıkça gösterdiğini ileri sürmektedir. Bu yaş testleri, 6 No’lu Genel Yorumun (2005) 31. paragrafına uygun olarak bilimsel, güvenli ve adil bir şekilde yapılmıştır. Taraf Devlet, Genel Yorumun yetişkin gibi görünen, herhangi bir belgesi olmayan ve reşit olmadığını iddia eden kişilerin test edilmesini engellemediğini veya yasaklamadığını ileri sürmektedir. Taraf Devlet için, güvenilir delillerin yokluğunda ve yalnızca ilgili kişinin sözüne dayalı olarak bir yetişkinin reşit olmadığının kabul edilmesi, kabul merkezlerine yerleştirilen (bu kişiler tarafından istismara veya kötü muameleye maruz kalabilecek) küçükleri ciddi şekilde tehlikeye atacaktır, bu tehlike aslında çocuğun yüksek yararı ilkesinin ihlalini teşkil edecektir.

4.9 Taraf Devlet ayrıca, Sözleşme’nin 18 (2) ve 20 (1) maddelerine ilişkin olarak çocuğun üstün yararı ilkesinin ihlal edilmediğini ileri sürmektedir. Bu bağlamda, şunları savunmaktadır:

  • Başvuru sahibi, İspanya topraklarına ayak basar basmaz sağlık çalışanları tarafından bakılmıştır;
  • Devlet tarafından kendisine belgeler verilmiş, ücretsiz bir avukat ve tercüman teklif edilmiş ve hakları konusunda derhal bilgilendirilmiştir;
  • Düzensiz durumuna ilişkin işlemlerde haklarına saygı gösterilmesini sağlamak için durumu derhal yetkili adli makama bildirilmiştir;
  • Reşit olmadığını iddia eder etmez, çocuğun yüksek menfaatini korumakla sorumlu kurum olan Cumhuriyet Savcılığı’na haber verilmiştir.[11]

4.10 Sözleşme’nin 8. maddesinde yer alan kimlik hakkına ilişkin olarak, Taraf Devlet, “[başvurucunun] belirttiği kimliğinin, denizde kurtarılır kurtarılmaz ve yasadışı yollardan İspanya topraklarına girer girmez kayıt altına alınması” ve “İspanyol yetkilileri tarafından ortaya çıkarılan belgeler, aslında kendisine bugün haklarını kullanmasına izin veren şey” olması nedeniyle ihlal olmadığını ileri sürmektedir

4.11 Taraf Devlet, başvurucunun Sözleşme’nin 20, 27 ve 29. maddelerindeki haklarının ihlal edilmediğini, çünkü bu hakların yalnızca kişinin küçük olduğundan şüphe duyulmayan durumlarda geçerli olduğunu ileri sürmektedir. Başvuranın reşit olduğundan şüphe duyulmadığından söz konusu haklar geçerli değildir.

4.12 Taraf Devlet, başvurucunun reşit olmadığı varsayımını veya iddiasını kanıtlamak için gerçek biyometrik veriler içeren orijinal belgeler sunmamakla birlikte, aynı zamanda yetkililerin tıbbi testler ve adli tıp muayenesi yaptırmış olduklarına dair kanıtları olduğu ve başvuranın iddiasıyla çeliştiği sonucuna varmıştır. Başvurucu bir yetişkin olduğu için, Taraf Devlet, Komite’nin başvuruyu kabul edilemez ilan etmesini ve bu konudaki değerlendirmesini durdurmasını ya da değilse, sözleşmedeki hakların ihlal edildiğinin tespit edilmesi için herhangi bir esaslı gerekçe bulunmadığından, haksız bulmasını talep etmektedir.

Başvurucunun Taraf Devletin Kabul Edilebilirlik Ve Esasa İlişkin Gözlemlerine İlişkin Açıklamaları

5.1 Başvuru sahibi, 14 Ağustos 2019 tarihinde sunduğu kabul edilebilirlik ve esasa ilişkin açıklamalarında, polis binalarında gereğinden fazla zaman geçirdiğine ve çocuk koruma hizmetleri tarafından hiçbir aşamada kendisiyle ilgilenilmediğine dikkat çekmektedir. Taraf Devlete 28 Ekim 2018’de gelmiş ve 2 Kasım’a kadar sınır dışı kararı kendisine bildirilmemiştir ve 3 Kasımda anca gözaltına alınması emri verilmiştir. Ek olarak başvurucu, 28 Ekim ve 16 Kasım 2018 tarihleri arasında, çıkarlarını koruyacak bir yetişkin veya bir sivil toplum kuruluşunun yardımı olmadan (bu tür kuruluşlara girmelerine yetki verilmediği için), yukarıda belirtilen polis binalarında çok kötü koşullarda kilitli kaldığını ve orada sunulan yiyeceklerin her zaman soğuk ve yetersiz olduğunu iddia etmektedir. Başvurucu, Taraf Devlet tarafından atıfta bulunulan göçmenler için kısa süreli konaklama merkezinin geçici bir bakım merkezi değil, polis karakoluna eklenmiş bir dizi büyük kulübe olduğunu eklemektedir. Merkezler, refakatsiz küçüklere ilişkin protokolü açıkça ihlal edecek şekilde, başvuran gibi reşit olmayanların tutulması şöyle dursun, kimseyi tutmak için asgari gereklilikleri karşılayamamaktadır.[12]

5.2 Başvuran, Taraf Devletin tüm argümanının reşit olmamasına ve dolayısıyla Sözleşmenin uygulanamaz olmasına dayandığını açıklamaktadır. Ancak başvurucu, 25 Mart 2019 tarihinde düzenlenen ve ilgili olayların gerçekleştiği tarihte reşit olmadığını kanıtlayan pasaportunun bir kopyasını eklemektedir. Başvurucuya göre, bu delil sadece Taraf Devletin argümanını tamamen baltalamakla kalmaz, aynı zamanda Taraf Devletin yöntemlerinin refakatsiz küçüklerin tespiti ve korunması için uygun olmadığını da göstermektedir.

5.3 Yaş belirleme prosedürüne ilişkin olarak, başvurucu, avukatının mahkemeye şahsen gittiğini ve Savcılık Kararnamesine temel oluşturan tıbbi kanıtların dava dosyasında olmadığını doğrulayabildiğini yinelemektedir. Bu nedenle, avukatı 8 Kasım’da Savcılığa bir tutanak sunarak bu delillerin kendisine sunulmasını talep etmiştir.

5.4 Başvurucu, tıbbi delillerin değerlendirilmesine ilişkin olarak 28 Ekim 2018 tarihinde Santa Cruz de Tenerife sahiline ulaşan kişilerin yaşlarının tespiti için başlatılan işlemlere ilişkin 26 Temmuz 2019 tarihli Ombudsmanlık belgesini eklemektedir. Bu belgeye göre, hastane “bu görev için kalifiye bir doktoru olmadığını” bildirdiği için, başvuranın üst ve alt çenesinin panoramik radyografisini yorumlamak “tamamen imkansız” olacaktır. Belge ayrıca, başvurucunun yetişkin olduğunu bildiren kararnamenin “panoramik bir radyografi çekildiğini gösterdiği için bir hata içerdiğini, çünkü belgenin ilgili raporu vermeye yetkili bir doktor olmadığı için yorumlanamayacağını yansıtmadığını belirtmektedir. Ombudsman, “en itibarlı adli tıp uzmanlarının yaygın olarak kabul edilen görüşüne göre, […] bilek röntgenine dayanan tek bir testin sonuçlarının, ilgili kişinin kemik yaşının, kişinin kronik yaşıyla aynı olduğunu doğrulayamayacağı” iddiasıyla sonuca varmaktadır.

5.5 Başvurucu, savcının kararnameyi, küçüklerin korunmasına ilişkin yerleşik yasaları ihlal ederek gerekli testler yapılmadan kabul ettiğini iddia etmektedir. Bu iddiada bulunmasının sebepleri:

  • Panoramik radyografi çekilmiş ancak sonuçlar hiçbir zaman erişilebilir olmamıştır;

  • Radyografın yorumunu içeren bir adli tıp raporu yayınlanmamıştır çünkü o gün radyografiyi yorumlamak için eğitilmiş kimse mevcut değildir;
  • Yetkili kişi olmasa bu delili değerlendirecek olan kişinin savcı olması muhtemeldir ve Savcılığın tıbbi değerlendirme yapma yetkisi yoktur;
  • Ne bilek röntgeni ne de muhtemelen değerlendirmeyi içeren tıbbi rapor sağlanmmıştır;
  • Başvurana yapılacak tıbbi testler hakkında bilgi verilmemiş ve bilgilendirilmiş onayı alınmamıştır.

5.6 Başvurucu, iç hukuk yollarının tüketilmediğine ilişkin olarak, avukatının dava dosyasında yer alan tüm bilgileri toplama ve böylece kendisini yasal olarak güvence altına alacak tüm bilgilere sahip olması amacıyla 8 Kasım 2018 tarihinde Savcılığa gittiğini yinelemektedir. Ancak Savcılık, avukata başvuru sahibiyle ilgili herhangi bir belge sunmadığı için savunmasını sekteye uğratmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin 172/2013 sayılı kararında da teyit ettiği üzere Cumhuriyet Savcılığı tarafından yapılan yaş tespitlerine mahkemede itiraz edilememektedir. Taraf Devlet, karara itiraz etmek amacıyla başvurucunun ek tıbbi testlere tabi tutulabileceğini belirtmiş olsa da, başvuranın mali durumu bu tür testleri karşılayamayacak kadar kötüydü. Ek olarak, mevcut hukuk yollarından hiçbiri, başvuranın sınır dışı edilmesi emrinin yerine getirilmesini engelleyemez ve böylece onları etkisiz hale getirirdi.

5.7 Başvurunun esasına ilişkin olarak, başvurucu, yargılama sırasında kendisine bir vasi tayin edilmesi şöyle dursun, Taraf Devletin testleri gerçekleştirmek için bilgilendirilmiş rızasını aldığına dair hiçbir kanıt sunmadığını iddia etmektedir. Diğer iddia edilen ihlallerle ilgili olarak, başvurucu, Taraf Devletin görüşüne göre, bu ihlallerin inkârından başka bir şey olmadığı için, ilk görüşüne atıfta bulunmaktadır.

Taraf Devletin Ek Gözlemleri

6. Taraf Devlet, 3 Eylül 2019 tarihli gözlemlerinde, göçmen tutma merkezlerinin, sınır dışı edilmeyi bekleyen yabancı uyruklular için geçici gözaltı merkezleri olduğunu belirtmektedir. Taraf Devlet, bu merkezlerin, yabancı uyrukluların sınır dışı edilene kadar kaldıklarını, İçişleri Bakanlığı tarafından yönetilen cezaevi dışı tesisler olduğunu açıklamaktadır (böylece önleyici ve ihtiyati bir amaca hizmet etmektedir). Taraf Devlet’e göre, başvurucu, gerçeklerden çok uzak olan “kasvetli bir polis zindanında” birkaç ay geçirdiğini ima ediyor gibi görünmektedir. Başvurucu, Taraf Devletin topraklarına yasadışı girişinin bir sonucu olarak göçmen tutma merkezine kabul edilmiştir. Başvurucununki gibi durumlarda gözaltı yalnızca geçicidir – cezaevi niteliğinde değildir ve sınır dışı edilmeden önce ihtiyati olarak gerçekleştirilmektedir.

Başvurucunun Taraf Devletin Ek Gözlemlerine İlişkin Açıklamaları

7.1 Taraf Devletin ek gözlemlerine ilişkin 17 Ekim 2019 tarihli açıklamalarında başvurucu,Tenerife kıyılarına vardığı gün Adeje belediyesindeki Playa de las Américas polis karakoluna götürüldüğünü ve burada gözaltına alındığını yinelemiştir. Burada diğer reşit olmayanlarla birlikte 16 Kasım 2018’de Hoya Fría göçmen tutma merkezine nakledilene kadar kalmıştır.

7.2 Başvuru sahibi, 28 Ekim – 16 Kasım 2018 tarihleri arasında polis nezaretinde ve bir göçmen alıkoyma merkezinden bile daha kötü koşullarda tutulduğunu tekrarlamaktadır. Tutulduğu tesis, 17 kişilik tek banyolu havasız kulübelerden oluşuyordu. Gözaltına alınan kişiler her gece saat 19.00’dan ertesi güne kadar kapatılıyordu. Yemek soğuk ve yetersizdi. Başvurucu, bu tesisin ne göçmenler için kısa süreli bir konaklama merkezi ne de bir göçmen tutma merkezi olduğunu açıklamaktadır. Birini göçmen tutma merkezine kabul edilmesi ve başvurucu ve diğer reşit olmayanlara yapıldığı gibi 72 saatten fazla hapsedilmesi için bir mahkemeden gözaltı kararı alınması gerekmektedir.

7.3 Başvurucu, 16 Kasım’a kadar yetkili olmayan bir merkezde kaldığı için burada belirtilen önlemlerin hiçbirinin alınmadığını iddia ederek 3 Kasım 2018 tarihli tutuklama kararının bölümlerini yeniden ortaya koymaktadır. Ne kendisi ne de kanun dışında faaliyet gösteren tamamen düzenlenmemiş bir tesiste tutulan diğer reşit olmayanlar, anayasal güvenceleri ve uluslararası anlaşmaları ihlal edecek şekilde çocuk olarak muamele görmemiştir.

Komiteden Önceki Sorunlar ve İşlemler

Kabul Edilebilirliğin Değerlendirilmesi

8.1 Bir başvuruda yer alan herhangi bir iddiayı değerlendirmeden önce Komite, Usul Kurallarının 20. maddesine uygun olarak, başvurunun Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye Ek Başvuru Usulüne İlişkin İhtiyari Protokol kapsamında kabul edilebilir olup olmadığına  karar vermelidir.

8.2 Komite, başvurucunun en az 18 yaşında olduğunu gösteren tıbbi kanıtlar olduğu ve adli tıp doktorları tarafından hazırlanan belirli bir raporda başvurucunun yetişkin olduğu sonucuna varıldığı için, Taraf Devletin başvurunun kişi bakımından kabul edilemez olduğu yönündeki iddiasını not etmektedir. Bununla birlikte Komite, başvurucunun İspanya’ya geldiğinde reşit olmadığını ve bu beyanı doğrulayan resmi bir pasaportu olduğunu belirttiğini ve Taraf Devletin gözlemlerinde atıfta bulunmadığını da kaydetmektedir. Aynı zamanda, Komite, özellikle başvurucunun ve Taraf Devletin kanıtlara her zaman eşit şekilde erişime sahip olmadığını ve sıklıkla Taraf Devletin tek başına ilgili bilgilere erişimi olduğunu göz önünde bulundurarak, ispat yükünün yalnızca başvurunun başvurucusuna ait olmadığına dikkat çekmektedir. Mevcut davada, Komite, başvurucunun, Taraf Devletin tıbbi testlerin aslında uzman tıbbi personel tarafından yapıldığını ve değerlendirildiğini kanıtlayamadığı yönündeki iddiasını belirtmektedir. Komite, özellikle, Taraf Devletin Ombudsmanının panoramik radyografiyi değerlendirmenin mümkün olmadığını ve yanlışlıkla Savcılık kararnamesine dahil edildiğini belirttiğini not etmektedir. Dolayısıyla Komite, İhtiyari Protokol’ün 7 (c) maddesinin, başvurunun kabul edilebilirliğine engel teşkil etmediği kanaatindedir.

8.3 Komite ayrıca, Taraf Devletin, başvurucunun sahip olduğu iç hukuk yollarını tüketmediği yönündeki iddiasını da dikkate almaktadır: (a) Savcılıktan ek tıbbi testler yapmasını talep etmiştir; (b) Yetkili hukuk mahkemesine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 780. maddesinde belirtilen prosedüre uygun olarak, vasisini reddetme kararının gözden geçirilmesi için dilekçe vermiştir; (c) sınır dışı etme emrine idari mahkemelerde itiraz etmiştir; ve (d) Uyuşmazlıksız Yargılama Yasası uyarınca hukuk mahkemelerinde yaş tespiti için çekişmeli olmayan davalar başlatılmıştır. Komite, buna karşılık, başvurucunun, Taraf Devlet tarafından belirtilen iç hukuk yollarının mevcut olmadığı veya etkisiz olduğu yönündeki iddiasını belirtmektedir. Ayrıca, başvurucunun, Taraf Devlet tarafından itiraz edilmeyen, avukatının, başvurucunun yetişkin olarak ilan edildiği kararnamenin temelini oluşturan belgelere erişiminin reddedildiği ve böylece başvurucunun reşit olmadığını kanıtlaması için ihtiyacı olan yasal yardımı kendisine vermesini engellendiği iddiasını da not etmektedir. Ek olarak, Komite, başvurucunun İspanya topraklarından yakın zamanda sınır dışı edilmesi bağlamında, aşırı derecede uzatılan veya mevcut sınır dışı etme kararının yürütülmesini askıya almayan herhangi bir çözüm yolunun etkili kabul edilemeyeceği görüşündedir.[13] Komite, Taraf Devletin, bahsedilen hukuk yollarının başvurucunun sınır dışı edilmesini askıya alıp almayacağını belirtmediğini not etmektedir. Buna göre Komite, İhtiyari Protokol’ün 7 (e) maddesinin, başvurunun kabul edilebilirliğine engel teşkil etmediğini tespit etmiştir.

8.4 Komite, başvurucunun Sözleşme’nin 18 (2), 27 ve 29. maddeleri kapsamındaki iddialarının kabul edilebilirlik açısından yeterince kanıtlanmadığını ve bu nedenle bunları İhtiyari Protokol’ün 7 (f) maddesi uyarınca kabul edilemez bulmuştur.

8.5 Ancak Komite, başvuru sahibinin Sözleşme’nin 3, 8 ve 20. maddeleri kapsamındaki iddialarını – yani yaş belirleme sürecinde kendisine bir temsilci atanmadığı, çocuk olarak kabul edilme hakkı ve kimliğini koruma hakkına bu süreçte saygı gösterilmediği ve reşit olmayan olarak hak sahibi olduğu korumayı almadığını iddia etmektedir. Komite, bu nedenle, şikayetin bu bölümünün kabul edilebilir olduğunu tespit etmekte ve esasa göre incelemeye devam etmektedir.

Başvurunun Esas Sebebi

8.6 Komite, İhtiyari Protokol’ün 10 (1) maddesi uyarınca taraflarca kendisine sunulan  tüm bilgiler ışığında başvuruyu değerlendirmiştir.

8.7 Komite’nin önündeki konulardan biri, bu dava koşullarında, reşit olmadığını belirten başvuranın yaşının belirlenmesi sürecinin Sözleşme kapsamındaki haklarını ihlal edip etmediğidir. Özellikle, başvurucu, yaşının belirlenmesinde kullanılan tıbbi testin türü ve kendisine yardımcı olacak bir vasi veya temsilci atanmaması nedeniyle, çocuğun üstün yararının çocuğun yaşının belirlenmesi sürecinde dikkate alınmadığını iddia etmiştir.

8.8 Komite, reşit olmadığını iddia eden bir gencin yaşının belirlenmesinin temel öneme sahip olduğunu, çünkü sonucun bu kişinin çocukken ulusal korumaya hak kazanıp kazanmayacağını veya bu korumadan hariç tutulup tutulamayacağını belirleyeceğini kaydetmektedir. Benzer şekilde ve bu nokta Komite için hayati önem taşımaktadır, Sözleşme’de belirtilen hakların kullanılması bu belirlemeden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle, bir kişinin yaşını belirlemek için yasal sürecin yanı sıra bir temyiz süreci yoluyla sonuca itiraz etme fırsatı olması zorunludur. Bu süreç devam ederken, kişiye şüpheden yararlanma hakkı verilmeli ve bir çocuk gibi davranılmalıdır. Çocuğun üstün yararı, yaş belirleme süreci boyunca birincil düşünce olmalıdır.[14]

8.9 Komitenin görüşüne göre, şüphenin yararı değerlendirilmekte olan bireye verilmelidir[15] ve yaş konusunda bilinçli bir tahminde bulunmak için Devletler, uzman çocuk doktorları veya gelişimin farklı yönlerini birleştirmede yetenekli olan diğer profesyoneller tarafından çocuğun fiziksel ve psikolojik gelişiminin kapsamlı bir değerlendirmesini yapmalıdır. Bu tür değerlendirmeler, çocuklarla […] çocuğun anladığı bir dilde yapılan görüşmeler de dahil olmak üzere, hızlı, çocuk dostu, cinsiyete duyarlı ve kültürel olarak uygun bir şekilde yapılmalıdır.[16]

8.10 Komite şunları belirtmektedir;

(a) İspanya’ya belgeleri olmadan gelen başvuranın yaşının tespiti için bilek röntgenine dayalı bir kemik yaşı testi yapılmış gibi görünmektedir; diş panoramik grafisi çekilirken, uzman sağlık personeli eksikliği nedeniyle bu teste ilişkin rapor hazırlanmamıştır. Sürecin bir parçası olarak psikolojik testler veya görüşmeler gibi herhangi bir ek testin gerçekleştirildiğine dair herhangi bir kayıt bulunmamaktadır;

(b) El bileği röntgeni sonucunda, standart sapma oluşturmayan bu çalışmanın, Greulich ve Pyle atlasına göre, başvuranın kemik yaşının en az 18 olduğu belirlenmekle birlikte bu yaş aralığı için parametreler, başvuranın özelliklerine sahip bireyler hakkında güvenilir veriler elde etmek için kullanılamamaktadır;

(c) Tıbbi testlerin sonuçlarına dayanarak Savcılık, başvurucu yetişkin olduğuna dair bir kararname çıkarmıştır;

(d) Bu karar sonucunda, yetkili mahkeme, başvuranın yetişkinlere yönelik bir merkeze yerleştirilmesine;

(e) Başvuru sahibi, “kendisi hakkında belgesel kanıt elde etmenin imkansız olduğu” gerekçesiyle serbest bırakılmış ve Tenerife’deki Kızıl Haç’a sevk edilmiştir;

(f) Başvurana yaş belirleme prosedürü sırasında bir temsilci tarafından yardım edilmemiştir.

8.11 Komite ayrıca, dava dosyasında kemik yaşı testlerinin kesinlik içermediğini ve geniş bir hata payına sahip olduğunu ve bu nedenle, reşit olmadığını iddia eden ve bu iddiayı destekleyen belgeler sunan bir gencin kronolojik yaşını değerlendirmede tek yöntem olarak kullanılmaya uygun olmadığını öne süren yeterli bilgi bulunduğunu kaydetmektedir.

8.12 Komite ayrıca, başvurucunun, yetişkin olduğunu beyan eden bir kararnamenin yayınlanmasına yol açan yaş belirleme sürecinden önce veya sırasında olası bir refakatsiz çocuk göçmen olarak çıkarlarını savunmak için bir vasi veya temsilci atanmadığına dair iddialarını not etmektedir.[17] Buna ek olarak Komite, Taraf Devletlerin reşit olmadığını iddia eden tüm gençler için varışlarından sonra mümkün olan en kısa sürede ve ücretsiz olarak nitelikli bir yasal temsilci ve gerekirse bir tercüman ataması gerektiğini belirtmektedir. Komite, yaş belirleme sürecinde bu kişilere bir temsilci sağlanmasının, onların üstün yararına saygı gösterilmesinin ve dinlenilme haklarının temel bir garantisi olduğu ve bu bağlamda Küçüklerin Savcılığı oynadığı rolün yetersiz olduğu görüşündedir.[18] Yaş belirleme süreci Sözleşme’nin uygulanması için başlangıç noktası olduğundan, temsilci sağlanmaması Sözleşme’nin 3. ve 12. maddelerinin ihlalini teşkil etmektedir. Zamanında temsilin olmaması önemli bir adaletsizliğe neden olabilmektedir.

8.13 Sonuç olarak, Komite, reşit olmadığını iddia eden başvuru sahibi tarafından uygulanan yaş belirleme prosedürüne, Sözleşme kapsamındaki haklarını korumak için gerekli güvencelerin eşlik etmediğine inanmaktadır. Başvurucunun yaşını belirlemek için yeterli testler yapılmamış, muhtemelen yetişkin olduğuna dair kararın temelini oluşturan tıbbi raporlara erişimi reddedilmiş ve kendisine prosedür sırasında eşlik edecek bir vasi atanmamıştır. Bu nedenle Komite, Sözleşme’nin 3. ve 12. maddelerinin ihlal edildiğini, başvurucunun yaşının belirlenmesinde çocuğun üstün yararının birincil düşünce olmadığı kanaatindedir.

8.14 Komite ayrıca, başvurucunun, ülkesi tarafından yayınlanan resmi belgede yer alan bilgilerle uyuşmayan bir yaş atfederek kimliğinin unsurlarını değiştirdiği için, Taraf Devletin Sözleşme’nin 8. maddesi kapsamındaki haklarını ihlal ettiğine dair iddialarını da kaydetmektedir. Komite, bir çocuğun doğum tarihinin onun kimliğinin bir parçasını oluşturduğunu ve Taraf Devletlerin, çocuğun kimliğini herhangi bir unsurdan yoksun bırakmadan kimliğini koruma hakkına saygı göstermekle yükümlü olduğu kanaatindedir. Mevcut dosyada, Taraf Devlet, başvurucu bir sığınmacı olmamasına ve bunun olduğuna inanmak için hiçbir neden olmamasına rağmen, menşe ülkesinin yetkilileriyle temasa geçmeden, başvurucuya yanlış bir doğum tarihi atayarak kimliğine saygı göstermemiştir, üstelik bu yetkililerle iletişime geçmenin başvuranı herhangi bir riske sokacağına inanmak için bir sebep bulunmamaktadır. Sonuç olarak Komite, Taraf Devletin Sözleşme’nin 8. maddesini ihlal ettiğini tespit etmiştir.

8.15 Ek olarak, Komite, başvurucunun, Taraf Devlet tarafından itiraz edilmeyen, savunmasız ve son derece hassas olmasına rağmen Taraf Devletin kendisine koruma sağlayamadığı yönündeki iddialarını da not etmektedir. Bu başarısızlık, başvuru sahibi göçmen alıkoyma merkezine yerleştirilmeden önce bile meydana gelmiştir çünkü başvurucu günlerce mahkeme emrinde belirtilenden farklı bir gözaltı merkezinde tutulmuş ve özellikle tutma merkezinin kendisini mahkemede serbest bırakmasından sonra  sınır dışı işlemini gerçekleştirmek için gerekli belgesel kanıtları elde etmenin imkansız olduğu gerekçesiyle serbest bırakılmıştır. Komite, bu korumanın sağlanamamasının Sözleşme’nin 20 (1) maddesinin ihlalini oluşturduğu görüşündedir.

8.16 Son olarak, Komite, Taraf Devletin, başvuruyu değerlendirmesini beklerken başvurucuyu bir çocuk koruma merkezine transfer etme talebini kabul etmediğini belirtmektedir. Komite, Taraf Devletlerin İhtiyari Protokolü onaylayarak, İhtiyari Protokolün 6. maddesi uyarınca talep edilen geçici önlemleri alma konusunda uluslararası bir yükümlülük üstlendiğini, çünkü bu tür önlemlerin bir başvurunun askıda olduğu sırada telafisi mümkün olmayan zararları önleyerek, bireysel başvuru prosedürünün etkinliğini garanti altına aldığını vurgulamaktadır.[19] Mevcut davada, Komite, Taraf Devletin, başvurucunun bir çocuk koruma merkezine nakledilmesinin, bu merkezlerdeki çocuklar için ciddi bir risk oluşturabileceği yönündeki iddiasını dikkate almaktadır. Ancak bu argüman, başvurucunun bir yetişkin olduğu öncülüne dayanmaktadır. Sonuç olarak, Komite, talep ettiği geçici tedbirin uygulanmamasının İhtiyari Protokolün 6. maddesinin ihlali olduğu kanaatindedir.

9. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye Ek Başvuru Usulüne İlişkin İhtiyari Protokol’ün 10 (5). maddesi uyarınca hareket eden Çocuk Hakları Komitesi, kendisine bildirilen olguların söz konusu Sözleşme’nin 3, 8, 12 ve 20 (1) maddelerinin ve İhtiyari Protokol’ün 6. maddesinin ihlali olduğu görüşündedir.

10. Bu nedenle Taraf Devlet, başvuru sahibine haklarının ihlali nedeniyle etkili bir tazminat sağlamalıdır. Taraf Devlet ayrıca gelecekte benzer ihlalleri önlemekle yükümlüdür. Bu bağlamda, Komite Taraf Devlete şunları tavsiye etmektedir:

  • Çocuk olduğunu iddia eden gençlerin yaşını belirlemeye yönelik tüm prosedürlerin Sözleşme ile uyumlu olmasını ve özellikle bu prosedürler sırasında:
  • İlgili genç tarafından sunulan belgeler dikkate alınmalı ve Taraf Devlet makamı veya Büyükelçiliği tarafından düzenlenmiş veya onaylanmışsa, gerçek olduğu kabul edilmelidir;
  • İlgili gence, gecikmeksizin ve ücretsiz olarak nitelikli bir yasal temsilci veya başka temsilciler atanmalıdır, genci temsil etmesi için özel avukatlar seçilmeli ve tüm yasal ve diğer temsilcilerin yaş belirleme prosedürü sırasında gence yardımcı olmalarına izin verilmelidir;
  • 18 yaşından küçük olduğunu iddia eden refakatsiz gençlerin, yaş belirleme prosedürü halen devam ediyor olsa bile, mümkün olan en kısa sürede yetkili bir vasi atanmasını sağlanmalıdır;
  • 18 yaşının altında olduğunu iddia eden refakatsiz genç göçmenlerin, yaş belirleme sürecine, yaş belirleme sürecine eşlik etmediği durumlarda, yetkili makamlar tarafından yayınlanan ve kendilerini yetişkin ilan eden kararnamelerin yaş belirleme sürecinde çocuğun üstün yararını ve çocuğun dinlenilme hakkını korumak için gereken güvencelerin eşlik etmediği durumlarda gözden geçirilmesi için başvurmalarına izin veren etkili ve erişilebilir bir tazminat mekanizması geliştirilmelidir;
  • Göçmenlik görevlilerine, polis memurlarına, Savcılık Hizmetleri görevlilerine, hakimlere ve diğer ilgili profesyonellere göçmen çocukların hakları ve özellikle de Komite’nin 6 No’lu Genel Yorumu (2005), 3 No’lu ortak Genel Yorumu, Tüm Göçmen İşçilerin ve Aile Üyelerinin Haklarının Korunmasına Dair Komite/No. Çocuk Hakları Komitesi’nin 22’si (2017) ve 4/No. 23 (2017) hakkında eğitim verilmelidir.

11.İhtiyari Protokol’ün 11. maddesi uyarınca Komite, Taraf Devlet’ten en kısa sürede ve her halükarda 180 gün içinde, Komite’nin Görüşlerini yürürlüğe koymak için aldığı önlemler hakkında Komite’ye bilgi vermesi istenmiştir. Taraf Devlet’ten ayrıca, Sözleşme’nin 44. maddesi uyarınca Komite’ye sunduğu raporlara bu tür tedbirler hakkında bilgi eklemesi talep edilmiştir. Son olarak, Taraf Devlet’ten işbu Görüşleri yayınlaması ve bunları Taraf Devlet’in resmi dilinde geniş çapta yayması talep edilmiştir.

                                                                                                           Çeviri

                                                                          Avukat Hakları Grubu Çocuk Hakları Merkezi Üyesi

                                                                                       Av. Tuğçe Balaç& Av. Kardelen Ateşci


[1] * Komite tarafından 86. oturumunda (18 Ocak–5 Şubat 2021) kabul edilmiştir

** Başvurunun incelenmesine Komite’nin şu üyeleri katılmıştır: Suzanne Aho Assouma, Amal Salman Aldoseri, Hynd Ayoubi Idrissi, Bragi Gudbrandsson, Philip Jaffé, Olga A. Khazova, Gehad Madi, Benyam Dawit Mezmur, Otani Mikiko, Luis Ernesto Pedernera Reyna, Ann Marie Skelton, Velina Todorova ve Renate Winter.

[2] Başvurucunun atıf yaptığı Genel Yorum No. 6 (2005), paragraf 31.

[3] CRC/C/ESP/CO/3-4, paragraflar 27 ve 59.

[4] Aynı eser, paragraf 59 (e).

[5] Başvurucunun atıf yaptığı Genel Yorum No. 6 (2005).

[6] Başvurucu, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, Çocukları Kurtarın, Comillas Papalık Üniversitesi, Baketik ve Asociación Comisión Católica Española de Migración’daki Santander Hukuk ve Küçükler Programı La Merced Migraciones (Mercedarios) tarafından hazırlanan bir rapordan alıntı yapıyor. (İspanyol Katolik Göç Derneği), “Approach to the International Protection of Unaccompanied Minors in Spain) (Madrid, La Merced Migraciones” başlıklı (Madrid, La Merced Migraciones, 2009), s. 96: “Refakatsiz bir yabancı reşit olmadığı tespit edilir edilmez… kendisine çıkarlarının korunmasını ve yasal, sosyal, tıbbi ve psikolojik ihtiyaçlarının uygun şekilde karşılanmasını sağlamak için gerekli bilgiye sahip bir vasi veya yasal temsilci atanmalıdır. “

[7] Başvurucunun atıf yaptığı Genel Yorum No. 6 (2005), paragraf 44.

[8] Taraf Devlet, iki tıbbi testin (bir röntgen ve bir diş panoramik radyografisi) yapıldığını ve iki adli tıp hekimi tarafından olayla ilgili bir raporun düzenlendiğini belirten, Savcılığın başvuru sahibinin yetişkin olduğuna ilişkin kararnamesini fizik muayene, görüşme ve tıbbi testlerin sonuçlarına dayanarak yeniden yayınlamıştır.

[9] Taraf Devlet, mevcut “tüm” hukuk yollarının tüketilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

[10] 9 1/1996 Sayılı Küçüklerin Hukuki Korunmasına Dair Anayasa’nın 12. maddesi uyarınca.

[11] (Anayasa’nın 124 (1) maddesi, Yargı Organı Yasası’nın 435. Savcılık Teşkilatı Esas Tüzüğü’nün 3 (7) ve 7. maddeleri).

[12] Başvurucu, 13 Ekim 2014 tarihli Müsteşarlık Kararı’nın 3. maddesine atıfta bulunarak, refakatsiz yabancı küçüklere ilişkin özel önlemlere dair çerçeve protokolün kabulüne ilişkin anlaşmanın yayınlandığı bir karardır.

[13] N.B.F. v. İspanya (CRC/C/79/D/11/2017), parag. 11.3.

[14] Aynı eser, parag. 12.3.

[15] Aynı eser, parag. 12.4

[16] Tüm Göçmen İşçilerin ve Aile Üyelerinin Haklarının Korunmasına Dair Komite’nin 4 No’lu Ortak Genel Yorumu/ Çocuk Hakları Komitesi’nin No. 23’ü (2017), parag. 4.

[17] 16 A.D. / İspanya (CRC/C/83/D/21/2017), parag. 10.14

[18] 17 a.g.e, A.L. / İspanya (CRC/C/81/D/16/2017), parag. 12.8 ve J.A.B. v. İspanya (CRC/C/81/D/22/2017), parag. 13.7.

[19] 18 N.B.F. v. İspanya, parag. 12.11.

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir